Bugüne kadar çeşitli devlet adamları "bıçak kemiğe dayandı" şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu insanların neresindeki kemiğe denk geliyorsa bıçak -ki herhalde zevk aldıkları bir bölge olsa gerek- bir hamlede bulunmamakta ısrarlıydılar ve bugün bir kez daha bıçak kemiğe dayandı. Gözlerimi açar açmaz olmasa da radyoyu açtığımda durgun bir ses duydum. Şöyle diyordu; "Evet sevgili dinleyenler, 8 ayrı noktada yapılan çatışmalar sonucu 24 şehidimiz 18 de yaralımız var." Sabah sabah güzel bi başlangıç değil mi?!
***
Sen 'badem' yağı fabrikatörü sağ kolunun, " Zamlar 74 milyonu ilgilendirmiyor" demesine ses çıkarmazken, hemen her gün şehit olan 20'li yaşlardaki körpelerin analarına hesap olarak sadece "bunlar artık çok oldu" tavrı takınmaya devam edip, komutanları kodese yollarken, "Kriz teğet bile geçmicek bu sene!" derken aslında " Bu sene daha yalakayız Amerika'ya" demeyi kast ederken, seçim zamanı gelince "muhalefet hiç bir uzlaşmada bulunmuyor" diyip sonra yasa tekliflerini bi kenara bırak, yolsuzlukları ortaya koyduğunda dahi kâle almazken, bakanın 'fakir fukara garip gurebanın' hakkını yerken görmezden gelip, hala "bu Anayasa milletin Anayasa'sı olacak" diye yırtınırken,
***
-Bugün 24 kalp daha durdu.
Halk artık şehit haberlerine günlük trafik kazaları haberi olarak bakmaya başladı. Yıllardır çözülemeyen hatta bir daha ilerisi çözülmeyen bu sorun insanları duygusuzlaştırdı. Her haber bülteninde 1 şehit olsa bile haber yapılıyor. İnsanların dikkati çekilmeye çalışılıyor ama insanlar geçim derdine düştüğünden kimsenin umrunda değil. Bu biraz uçak düşerken uçağa tutunmaya benziyor. Herkes kendimi kurtarayım derken aslında elinden gidenlerin fakına varmıyor. Ve büyük ihtimallede farkına vardığında bişeyleri düzeltmek için çok geç olacak.
***
Sen! Köroğlu! Daha bana dokunmayan yılan bin yaşasın derken aslında yılanla kucaklaştığının farkına varıncaya kadar bu kervan böyle sürer gider. Kervan sürer gider de develeri kim yönetiyor, zamanında kim yönetmiş de sen ne sanmışsın onu da o zaman anlarsın.
-Vakti zamanı gelince kaçmaya bile şansın olmayabilir sen en iyisi bir göz doktorundan randevu al. Olur ya belki yeniden görebilirsin...
-Pek aydın bir gün değil. Sanırım artık ülkeme umutla uyanmak git gide umutsuz bir hal alıyor.
**********
Fırat Gürsoy 19 Ekim 2011
19 Ekim 2011 Çarşamba
7 Ekim 2011 Cuma
Bir Çok Kez Daha
Bugün sorundu ayrılık.
Aslında aklından zorundu.
Kimsesiz kalmaktan dert yanarken,
Bırakıp giden 'en iyi kadın oyuncu'ydu.
Daha duygusal sandığım zamanlarım oldu onları.
Gözüm kapalı, inadına, inandığım,
Bazen de aklına şaştığım.
Bazen sevdiğim, bazen nefret ettiğim
En sonunda biliyorum birinde bekleyeceğim
Sen beni görmesen de ben bakmaya devam edeceğim
Güldüğünde sıkışan yanaklarına,
Kör olmuş sol yanına.
*******
Fırat Gürsoy 07 Ekim 2011 11:17
Aslında aklından zorundu.
Kimsesiz kalmaktan dert yanarken,
Bırakıp giden 'en iyi kadın oyuncu'ydu.
Daha duygusal sandığım zamanlarım oldu onları.
Gözüm kapalı, inadına, inandığım,
Bazen de aklına şaştığım.
Bazen sevdiğim, bazen nefret ettiğim
En sonunda biliyorum birinde bekleyeceğim
Sen beni görmesen de ben bakmaya devam edeceğim
Güldüğünde sıkışan yanaklarına,
Kör olmuş sol yanına.
*******
Fırat Gürsoy 07 Ekim 2011 11:17
4 Ekim 2011 Salı
Yeni Arayışlar
Yeni arayışlardayım. Ondan böyle her şeye saldırışım. Yeni müzik türleri-hatta biri kulağımda-, sporlar, kitaplar, hatta kuruyemişler bile değişik. Her şeyden sıkılışımın göstergeleri bunlar. Hani bayanlar çok sıkılınca kuaföre gidip saçlarını değiştiriyolar ya, ben bi erkek olarak ona cesaret edemediğimden üstümde değil dışımda değiştirdim hayatımı. Amerikan futboluna başladım mesela babamın ' bunlar kapitalist oyunlar yalnız' şakasına gülüp geçerek. Mesela dupstep* dinlemeye başladım, sadece ritim. Tiyatro kulübüne girdim yeni inşa ettiğim '2. evim'de. Dergi ve haber merkezindeyim yine o evin bir odasında. Ama sanırım bunu yaparken unuttuğum bir şey vardı, haftanın 7 gün olduğu. Bugün hepsini düşündüm ve hesapladım. Madem bunları yapınca değişebilecek hayatımda bazı şeyler o zaman yapayım. Şöyle kaba bir hesapla; 3 tane aktivite 1 tane ilgi alanı var elimde. Hafta 7 gün. Futbol idmanları haftada 3 gün Çarşamba, Cuma, Pazar. Geriye kaldı Pazartesi Salı Perşembe Cumartesi. Cumartesi okul yok. O zaman geriye kaldı Pazartesi Salı Perşembe. Tiyatro Salı-Perşembe olsa ( yani öle düşünürsek ki bu benim istediğim).Dergiye de Pazartesi ayrılsa geriye kaldı Cumartesi. E benim bir annem, babam, kardeşim, kız arkadaşım, kuzenlerim, arkadaşlarım olduğunu düşünürsek, bir 'ben' olduğumu düşünürsek nasıl zaman ayırıcam diğerlerine?..
Bir insanın hayatını değiştirmesi bu kadar zorsa, yani kendini bile değiştirmesi bu kadar zorsa o zaman başkasını değiştirmesi sanırım olanaksız. O kadar direktifte bulunup sonra karşısındaki dediğini yapmayınca anlam veremeyen kişi galiba hiç kendini değiştirmemiş, sıkıcının biri. Uzaklaş ondan. Biraz direk bi tavır belki ama böyle. Çünkü o senden sürekli bir şey isteyecek bu da seni yıpratacak. Aklında hep kötü biri olacak devam ederseniz ve ayrılırsanız. O artık senin ilk gördüğünde heyecanlandığın, mesaj attığında, aradığında karnını ağırıtan kişi olmaktan çıkıcak.
Ama yine de doğru zamanda doğru hareketi yapamayacaksın biliyorsun değil mi? Güzel, farkında olman bile güzel. En azından tahmin edersin ilerdeki hayatını. Hani şöyle; biraz köle, biraz onun karakteri, aslında sen olmayan, biraz annen, biraz baban bir giysi. Biraz daha zorlarsak arkadaşlarından bir tutam daha ekleyip giysi fabrikası kurabilirsin demektir(!)
Yaşamın kolonlarında onlara bağlı kalın halatlar vardır, döneüm noktaları... Eğer onlardan birini dahi ısrarla çekmeye çalışırsan bir gün hayat üstüne yıkılır. O zaman kılığına büründüğün kişiler sana 2 gün ağlar ve kendi hayatına devam eder. Ama sen bunu göremeyecek durumda bile olabilirsin. O yüzden benden söylemesi; İnsanları ne kendin yap, ne de birisi ol. Eğer 'birisi' olmak istiyorsan...
**********
Fırat Gürsoy 04 Ekim 2011 14:35
Bir insanın hayatını değiştirmesi bu kadar zorsa, yani kendini bile değiştirmesi bu kadar zorsa o zaman başkasını değiştirmesi sanırım olanaksız. O kadar direktifte bulunup sonra karşısındaki dediğini yapmayınca anlam veremeyen kişi galiba hiç kendini değiştirmemiş, sıkıcının biri. Uzaklaş ondan. Biraz direk bi tavır belki ama böyle. Çünkü o senden sürekli bir şey isteyecek bu da seni yıpratacak. Aklında hep kötü biri olacak devam ederseniz ve ayrılırsanız. O artık senin ilk gördüğünde heyecanlandığın, mesaj attığında, aradığında karnını ağırıtan kişi olmaktan çıkıcak.
Ama yine de doğru zamanda doğru hareketi yapamayacaksın biliyorsun değil mi? Güzel, farkında olman bile güzel. En azından tahmin edersin ilerdeki hayatını. Hani şöyle; biraz köle, biraz onun karakteri, aslında sen olmayan, biraz annen, biraz baban bir giysi. Biraz daha zorlarsak arkadaşlarından bir tutam daha ekleyip giysi fabrikası kurabilirsin demektir(!)
Yaşamın kolonlarında onlara bağlı kalın halatlar vardır, döneüm noktaları... Eğer onlardan birini dahi ısrarla çekmeye çalışırsan bir gün hayat üstüne yıkılır. O zaman kılığına büründüğün kişiler sana 2 gün ağlar ve kendi hayatına devam eder. Ama sen bunu göremeyecek durumda bile olabilirsin. O yüzden benden söylemesi; İnsanları ne kendin yap, ne de birisi ol. Eğer 'birisi' olmak istiyorsan...
**********
Fırat Gürsoy 04 Ekim 2011 14:35
Kaydol:
Yorumlar (Atom)