4 Ekim 2011 Salı

Yeni Arayışlar

    Yeni arayışlardayım. Ondan böyle her şeye saldırışım. Yeni müzik türleri-hatta biri kulağımda-, sporlar, kitaplar, hatta kuruyemişler bile değişik. Her şeyden sıkılışımın göstergeleri bunlar. Hani bayanlar çok sıkılınca kuaföre gidip saçlarını değiştiriyolar ya, ben bi erkek olarak ona cesaret edemediğimden üstümde değil dışımda değiştirdim hayatımı. Amerikan futboluna başladım mesela babamın ' bunlar kapitalist oyunlar yalnız' şakasına gülüp geçerek. Mesela dupstep* dinlemeye başladım, sadece ritim. Tiyatro kulübüne girdim yeni inşa ettiğim '2. evim'de. Dergi ve haber merkezindeyim yine o evin bir odasında. Ama sanırım bunu yaparken unuttuğum bir şey vardı, haftanın 7 gün olduğu. Bugün hepsini düşündüm ve hesapladım. Madem bunları yapınca değişebilecek hayatımda bazı şeyler o zaman yapayım. Şöyle kaba bir hesapla; 3 tane aktivite 1 tane ilgi alanı var elimde. Hafta 7 gün. Futbol idmanları haftada 3 gün Çarşamba, Cuma, Pazar. Geriye kaldı Pazartesi Salı Perşembe Cumartesi. Cumartesi okul yok. O zaman geriye kaldı Pazartesi Salı Perşembe. Tiyatro Salı-Perşembe olsa ( yani öle düşünürsek ki bu benim istediğim).Dergiye de Pazartesi ayrılsa geriye kaldı Cumartesi. E benim bir annem, babam, kardeşim, kız arkadaşım, kuzenlerim, arkadaşlarım olduğunu düşünürsek, bir 'ben' olduğumu düşünürsek nasıl zaman ayırıcam diğerlerine?..
    Bir insanın hayatını değiştirmesi bu kadar zorsa, yani kendini bile değiştirmesi bu kadar zorsa o zaman başkasını değiştirmesi sanırım olanaksız. O kadar direktifte bulunup sonra karşısındaki dediğini yapmayınca anlam veremeyen kişi galiba hiç kendini değiştirmemiş, sıkıcının biri. Uzaklaş ondan. Biraz direk bi tavır belki ama böyle. Çünkü o senden sürekli bir şey isteyecek bu da seni yıpratacak. Aklında hep kötü biri olacak devam ederseniz ve ayrılırsanız. O artık senin ilk gördüğünde heyecanlandığın, mesaj attığında, aradığında karnını ağırıtan kişi olmaktan çıkıcak.
    Ama yine de doğru zamanda doğru hareketi yapamayacaksın biliyorsun değil mi? Güzel, farkında olman bile güzel. En azından tahmin edersin ilerdeki hayatını. Hani şöyle; biraz köle, biraz onun karakteri, aslında sen olmayan, biraz annen, biraz baban bir giysi. Biraz daha zorlarsak arkadaşlarından bir tutam daha ekleyip giysi fabrikası kurabilirsin demektir(!)
    Yaşamın kolonlarında onlara bağlı kalın halatlar vardır, döneüm noktaları... Eğer onlardan birini dahi ısrarla çekmeye çalışırsan bir gün hayat üstüne yıkılır. O zaman kılığına büründüğün kişiler sana 2 gün ağlar ve kendi hayatına devam eder. Ama sen bunu göremeyecek durumda bile olabilirsin. O yüzden benden söylemesi; İnsanları ne kendin yap, ne de birisi ol. Eğer 'birisi' olmak istiyorsan...
**********
Fırat Gürsoy          04 Ekim 2011                14:35

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder