Sen, hayata, yatağından her kalktığında içinde söyleyemediklerinle başlayansın.
Yaşadığını sanıyorsun.Ne güzel bir hayatım var diyorsun ama kendini kandırıyorsun.Sırf düzenin bozulmasın diye susuyorsun ve söylemek istediklerini,inandıklarını gizliyorsun.O mu sana göre yaşamak? Yazık sana.
Ölüm uzak gelir bu yaşta ama şahdamarına atılan bir çizik kadar incedir.Söyle söyleyemediklerini.Akşam yatarken ''yarın söylerim'' diyip erteleme.Sabah kalkamayabilirsin.Ne söyleyeceksen yürekli söyle.Söylediğine inanarak söyle.''Seni seviyorum'' derken söz olarak sevme,başka bir hayatı kendine bağladığının farkına vararak söyle.Belki o zaman daha inanılır bir hal alır sevgi.
Yıllar önce yazdığım bir yazıda bahsetmiştim.Sevgi önemli de saygı daha önemli diye.Bu zamanda çevremdekilerin birbirine saygılarının kalmadığını görüyorum içlerine kapılmayıp uzaktan izlediğimde.İnsanlar birbirini dinleyemezken,suratına başka arkasından başka konuşurken,seviyorum diyip sevip sevmemeyi birbirinden ayıramazken,verdiği sözlerin arkasında durmayı bırak söz verdiğini inkar edenler varken,ağlarken bile hayatı dizi tadında yaşayanlar varken, ne sevgiden ne saygıdan ne arkadaşlıktan ne dostluktan ne kardeşlikten bahsedebiliyorum.Bunları yapmayan insanları yavaş yavaş bulacağım ve bulmaya başladım biliyorum.Bilmek istiyorum.18 e kadar çok kez inanıp yüzüstü bırakılan biri olarak artık bilmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Sen de aç artık gözünü.İnsan seçmeyi bil. Göreceksin hayat işte o zaman başlayacaktır.
***
Fırat Gürsoy 21 Nisan 2011 21:49
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder