11 Mayıs 2011 Çarşamba

Belki Şimdi Sensin



Kendini boşlukta hissettin mi hiç?Hissettin.
Peki ne yaşadın da böyle hissettin?
Sevgilinden ayrıldın?
Ailenle kavga ettin?
En sevdiğin arkadaşınla tartıştın?
Ya da onlarca arkadaşının yanında tek hissettin?
Uzaktan insanları izleyip onları anlamaya çalıştın?
İlla ki bir gün hissettin kendini boşlukta.Seninle aynı durumdaki insanlar dayanak oldu sana derdini paylaştın.Ailene söyleyemediklerini söyledin candan sevdiğin dostuna.''Kardeşim gibi seviyorum'' dediğin arkadaşına ağladın o üzgün diye.Boşluktu, aslında birbirine tutunup atladığın boşluktu hepsi.Hissetmedin ama hiç bir zaman.Hissettiğinde de adı büyümek oldu.
******
Hani eve gelir tek başına oturursun ya odanda.İşte ordaki kadar yalnız kaldın mı? Yapayalnız.
Bilgisayarı kapa,telefonu at bir koltuğa ve televizyonu kıs.O kadar yalnız kaldın mı? Kal.Kal ki ne yaptığını bilesin.Sabahtan kalkıp kendini bilmez bir tavırda bir yerlere ulaşmaya çalışırken ki halini düşün.Ulaştığında o 4-5-6-7-8 saat oturduğun sandalyeyi,koltuğu düşün. O oturma döneminde ağrıyan bir yerler olur elbet onları düşün.Onları neden ağrıttığını,ağrıtmana deyip deymediğini düşün.Saatler çantaları toplamış bir sonraki güne yolculuğa başlamışken sen kıçını kaldırıp eve gitme isteğiyle yanıp tutuşurken, trafikte kaldığını düşün. Ve eve geldiğini yemek yiyip,odana girip yalnız kaldığını düşün.Her gün bunu yapıyorsun aslında.Tema belli arada süslüyorsun.Birinci sınıfta yazdığın günlüğün gerçekliğini görüyorsun.Kalktım, kahvaltı yaptım,arkadaşlarıma gittim, eve geldim, babam gelmişti, beni öptü, dişlerimi fırçaladım ,yattım.Aslında şuan yaşadığın hayatın bir provasını daha kapıya tırmanıcak boydayken yaşamışsın da haberin yok.
*******
İçten,sıcak,çıkarsız bir sevgi istedin mi mesela?İste.
Hayatın her döneminde geçerli,tedavülden bir türlü kalkmayan o güzel meret. Kalkmaz.Çünkü hayata başladığın şu yıllarda(herkes için geçerli)göreceksin ki az bu tarz sevgi.Sadace aşk deme.Arkadaşta da böyle.Çıkarsız bir arkadaş,seni nedensiz seven bir arkadaş bulman zor.Onu eğlendiriyorsun diye senle konuşan,derdini dinliyorsun diye senle konuşan,kopya veriyorsun diye senle konuşan belki de sadece aynı ortamı paylaşıyorsun diye senle konuşan o kadar çok insan var ki.Beraber geçirdiğiniz dönemi atlattığınızda yolda görse dahi selam vermeyecek...Ama her şeyi ona yükleme vardır sende de kusur illa ki.Bir hareketini sevmez,ağızın bozuktur sevmez,tavrını sevmez,içten pazalığını sevmez,egonu sevmez,hırsını sevmez...Sonradan İstiklal'de,Beşiktaş'ta,Ortaköy'de,sahillerde,alışveriş merkezlerinde tanınmadım diye söylenme.Vardır elbet sevilmeyen bir yönün.Onun farkına var düzelt öyle iste bazı şeyleri.
   Aşkta sevgi nasıl kazanılır?Onu bilmem.Güzellik,beğeni,inanç,arkadaşlık gibi göreceli kavramların ulaşımı herkese farklı.Tek bildiğim bir şey var saygı.Karşındakinin de senden bi eksiği olmadığını,insan olduğunu,duyguları olan bir varlık olduğunu bilip onu saydığında başlar aslında herşey.Annesidir ilişkinin saygı.İkinizi çekip çevirir,kollar,hareketlerini denetler,sevmeyi öğretir.Sana kalansa anneyi üzmemektir...
*********
-İnsanlar farklı hayatları birleştirirken birşeylerden fedakarlık etmeli o sevgiyi haketmek için.Brezilyadaki Mehmetle Belçikadaki Fatma bir hayatı paylaşacaklarsa fedakarlık edecekler birşeylerden.Birbirlerine göre yaşamayı bilecekler.''Hayat benim hayatım kimse karışamaz''lar unutulacak bir şekilde.Yapmam ben bunları dersin şimdi.İlerde sevince,sevipte kendini kaybettiğinde anlarsın.Zor gelmez merak etme .Onla yaşadığın hayat o kadar tatlı gelecek ki unutacaksın dış dünyayı.Güzeldir güzel merak etme.Beraber yediğin yemeğin tadı ayrı gelecek.Güldüğün sahne daha komik,izlediğin film daha güzel.O yılları iste.Ama biraz bekle bir 8-9 sene kadar.Erken birleştirdiğin hayatlar tüketir vakti geldiğinde ikinizi.Tanı sonuna kadar ki bir gün olur da aynı yastığa baş koyarsan kimle koyduğunu bil.Bilinmeyen,söylenmeyen,adı duyulmamış kişiler olmasın.Arkadaşın olsun şimdi gez ,toz ,sinemaya git ,yemek ye ,gece kulübüne git,içki iç,içmiyorsan kahve iç,tanı karşındakini. Gör görülmeyenlerini.Mesafeni koru ama dürbünlede seyretme...
***
Fırat Gürsoy       28 Nisan 2011      22:17

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder