28 Mayıs 2011 Cumartesi

T 'anışıklı Dövüş

     Tanışıklı dövüş benimkisi. Birbirini tanımaya başlayanların dövüşü... Tanımak o kadar kolay olsaydı kazık atacak akıllı ve haliyle kazık yiyecek enayi ne yapardı? Boş gezenin, boş kalfaları. Peki her kazık yiyen enayi (e bende insanım ben dahil) boş insan mı buna göre? Sözüm meclisten dışarı. Ama tabi ki var onunda suçları. Saflık, insanı insan sanma,iyi niyet,sevgi,değer verme,saygı gibi... Ne kadar kabul edilemez suçlar. Ne yaptın sen enayi?! Verdiğin değerin onda birini göremezken bir de sevdin mi saf,içten,iyiden,inceden...İdamlıktan betersin. İnsan insana müdahalede bulunuyor diye ölene kadar içerde kalıyor abide-i demokrasi ülkesi Türkiye'de.(Hoş yapmasa da bir şekilde yatabiliyor rutubetler yuvasında. İnsan içeri tıkmayı istemeye görsün.) Mesela doğuya git, Pakistan'a. Şeriat işler orda. ''Vurun kellesini, taşlayın kahpeyi, katledin ırz düşmanını''. Dünyada bunlar olurken insan kendine müdahale edemiyor diye kaç kere vuruyor kellesini,kaç kere dayak yiyor yeşil-mavi patrondan. Tekme,tokat,kroşe,aparkat sonunda nakavt! İnsan yerle bir. Tabi bunların kanunlarda yeri yok. Garip bir şekilde de herkesin ağzında aynı marka sakız.''İnsan en büyük kötülüğü kendine yapar''. Hani giyotin?     
     Sorun cezalandırmak değil. Sorun insanın kendine gelememesi.Beynini belli bir yaştan sonra kıvama getirdiğini sanan insan evladı(insanoğlu demeyelim feminizm yandaşları olabilir) daha kendini yönetecek duruma gelememiş,içinde neler olup bitiyor farkında değil. Ama hep bir ukalalık,hep bir yerden havalanış. ''Ben biliyorum, ben yaparım, ben iyiyim, ben, ben, ben, ben... ''Ben''le başlayan çoğu cümlenin sonunda, karşı tarafın senin hakkındaki düşüncelerini görsen, sürpriizzz! sana en büyük kandırış. Uzaklarda arama, çünkü sen içiNdesin. Taht kurmuşsun kalbiNe ve dünya etrafında sanıyorsun. Oysa öyle değil. Kafandaki saçları sayman kadar saçma, insanların kaç çeşit olduğunu saymaya çalışma. İyisi mi sen önce kendini bir tanı.
     Gün oldu tanıdın, bir adım daha yaklaştın kendine. Beynin belki kalbine ''siktir'' çekmiş,kalbin beynine küsmüş. Bir şeyleri yitirmişsin içinde. İki demir baştan biri arıza çıkarıyor vücutta. Ve sen artık kendini tanıdığından, bir zamanlar müdahale edemediği şahsına,artık dokunamazsın bile. Çünkü düşün... İnsan kendini tanımadığından aldatılsa da sever,kadın kocasından dayak yese de beyi yücedir. Adam karısından eve bir dakika geç geldiği için azar işitir. İşte iki cambaz aynı anda ipe çıktığından böyle saçmalar insan. Gel gör ki ipte tek cambaz olsa iyi-kötü ilerler o cambaz karşı tarafa.
     Sadece kalp olsun örneğin.Saçma sapan hareketler silsilesi. Ne olmuş, ne olacak, ne olur hiiç umrunda olmaz.Onu seversin, bunu seversin.Şu şekil seversin, bu şekil seversin, o şekil seversin. Ona göre herkesin ne sevdiğine kimse karışamaz. Gidip bir köpekle bile evlenir(!)
    Sadece beyni çalıştırsın. Ovv! Hep bir ciddiyet.Mantık arayışları her olayın içinde.Mantıksız olan her şey yanlış.Kışın koştura koştura saydıran doğal gaz sayacı hızında sorular.Kütahya'm siyanürle bulanmaya ne kadar yakınsa, seslerin arşa değmesi an meselesi burada da. Oturaklı davranışlar. He kötü mü? Değil elbette. Değil de bunlar hep böyle. Tel bildikleri ''Hadi gel oturak!''.
     Yani ne yaparsan yap illa ki bir şeyler eksik. Ya sen hangisini tercih ediyorsun? Uyan olacaktır elbet sana da. Yazıyı okuduğunda 'ne yapıyorum ben' diye sorarsan kendine benim için kâfi. Peki sen bu yazının neresindesin diye soracak olursan ben hiç bi' yerindeyim. Başlıktaki gibi benimkisi tanışıklı dövüş. Tanışmaya başlamış beden ve organların dövüşü.
***
Fırat Gürsoy                     29 Mayıs 2011          05:14

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder