Sokak kaldırımı olabilirsin bazı zamanlar,
insanların basıpta geçtiği,üstüne oturup ezdiği ya da renklere bulanıp farklı görüntüler sahibi.
Eski bir bina olabilirsin istemediğin halde,
farklı kişilerle beraber olmuş,kimi zaman da aynı aile mensuplarına yardım ve yataklı etmişsindir.
Görüntün aynalardan müebbet hapis yemiş olabilir,
sadece sana konuşmuşsundur,baktığın sen ve baktığınla orantılı gördüğünde sen.
Herkes görmeyi beceremez aslında.Yansıyan değildir görünen,o baktığındır sadece.Çünkü insan hiç bir zaman ele vermez kendini.
Annene baktığında görebilir misin hormonların sevişircesine iç içe olduğunu? Babana sarıldığında hissettiğini mi sanırsın sahiplik duygusunu? Seviyorum dediğine yakın mısındır eline aldığın bira şişesi kadar ve sevdiğin gittiğinde içini boşalttığını görebilir misin aynı şişenin? Sen ne kadar bunları yapıyorum diye kendine söyle yapmıyorsun üzgünüm. Sen insanlara kendini nasıl yarı çıplak sunuyorsan,onlarda sana öyle sunacaklar kendilerini.Çok severler insanlar tecahül-ü arif hayatlarını ve hiç bi zaman da kabul etmezler bildiklerini. Sen ne kadar çalış,didin,çabala,sıkıl tanıyamayacaksın hayatını birleştirdiğini bile.Oysa ne güzel olurdu değil mi senden bir tane daha karşında... Hala zamanın var merak etme. Gözlerini açtığın 'hayatsa' eğer onda ümitsizliğe yer yok. Yenmiş olabilir bir dönem hayat seni ama göreceksin hayatın yüzünde gülen mimikleri. Ve göreceksin bir yerde tökezleyecek hayat. İşte o zaman üstüne basıp kaldıracaksın yumruğunu.Dayan olur mu? Seni yenmesine izin verme...
Bir çok şeye koyverir kendini güzel gözlerin. Duygu yoğunluğuna konulan bir isimdir aslında ağlamak. Ama akıl kârı değil herşeye ağlamak. Mesela sadece ölümlere ağla. Annen baban sağ ise eğer ,öleceklerine ağla. Bir kere gittiler mi seni yaratmaya elçi olmuş anne-babana ağla dönmeyecekler çünkü. Onları hiç sevmesen bile, öldüklerinde ağla.Çimen rengi bir örtü üstünden alınıp,kahve rengine büründüğünde süt beyaz kefen, kürekle toprak atacağına ağla. Uykudur insanın en savunmasız hali,yarı ölüdür. Anne-baba uyurken yarı ölü hallerine bakıp, bütüne tamamlayıp ağla. Ama insanlara ağlama. Onlarda senin bir kopyan gibi. Sen nasılsan eğer etrafındakilerde öyle aslında...
******************************
Mühim bir yere yetişmektir hayat.
Saat erkense umursamazsın, sallana sallana ilerlersin.Son dakikalarsa koşar...
Koşarken akıttığın terlerdir emeklerin hayatta,
Ya da benzetebilirsin terlerini çaresizlik anıtına.
Ulaştığında ise geciktiysen kaçmıştır yetişmeye çalıştığın,
Ya da kaçırmak istemişsindir belli etmeden etrafına.
Bir şeyler hissedersin uzaktan uzağa söyleyemediğine,
Ya da söylemek istemediğinden uzaklaşırsın rüyandaki insandan.
''Neden'' Diye başlayan soru cümlelerinin ardına eklemek istersin göz yaşlarını,
Ya da değmez karşındakine bakmaya
ne suratına ne gözüne ne kaşlarına.
Etrafına bak elbet vardır sahiden,sahibinden bir kalp,
Ya da kapa gözlerini görme kimseyi.
Nefessiz,kör,biraz da kütük sev ikinci kalbini,
Bari onu kazan, en kıymetli harbini.
***
Fırat Gürsoy 25 Mayıs 2011 22:45
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder